Victimization in the political discourse

Duygu Öztin Passerat · 2016

Bir söylemin varlığı üç bileşene bağlıdır: söylemin kaynağı olan konuşucu, alıcı ve söylemin kendisi. Söyledikleriyle karşısındakini etkilemek ve inandırmak için, konuşucunun içten ve dürüst olması, dinleyicinin duygularına seslenmesi ve aynı zamanda da doğru ve tutarlı gerekçelerden oluşan bir dil kullanması gereklidir. Duygulara seslenen söylemler “yanlış gerekçelendirme” ya da “hatalı gerekçelendirme” (ing. fallacies, fr. paralogisme) olarak adlandırılmış ve mahkum edilmiştir. “Karşımızdakini söylediklerimize inandırmak için sadece akla değil, o’nun duygularına dokunmak ya da seslenmek gerekir” düşüncesi de başkaları tarafından ortaya konmuş ve benimsenmiştir. Çalışmamızda, alıcının acıma duygularını (fr. appel à pitié) harekete geçirerek kendisine sempati ya da ilgi duymasını sağlamak üzerine kurulu olan mağduriyet söyleminin (fr. discours victimaire) sözcelemsel, söylemsel ve de sözbilimsel özelliklerini inceleyerek “mağduriyet söylemi siyasal söylemde nasıl ortaya konmaktadır? Bu söylemin ortaya konması siyasal aktörlerin inandırıcıklarında ya da gerekçelendirmelerinde (fr. argumentation) nasıl rol oynamaktadır? sorularına yanıt arayacağız. Çalışmanın bütüncesini, T.C. Cumhurbaşkanı’nın çeşitli zaman aralıklarıyla ortaya koyduğu söylemler oluşturacaktır.

Read the paper · More papers on PaperTik